Blog

Uyuyan bebekler, mutlu hayatlar.

Seneye siz de gelin, olur mu?

dsc_031620 Kasım 2016… Pazar günü; tüm gün bir sempozyuma katılmayı planlıyorum. Hem çok bilgi edineceğimi düşünüyorum, hem de sevgili Duygu’ya destek olacağımı. Ama ne yalan söyleyeyim içimde bir ses de bütün gün çocukları bırakacaksın diyorum. Son karar: Gidiyorum…

Öğretmenevi’ndeyim… Duygu tabii ki gelmiş ve muhtemelen uyumamış… Tugba Saraçlar da orada… Programı sunacak… Ve yavaş yavaş dolmaya başlıyor salon… Geliyor meraklı anneler ve hamileler… Salon dolacak dolmayacak derken; öğleden önceki kısım için baya toplanıyor insanlar; öğleden sonra için ise salona dışarıdan sandalye almak durumunda kalıyoruz. Çocuklarıyla gelmiş anneler ve babalar. Anneler kadar babalar da meraklı; ilerleyen saatlerde görüyoruz ki babalar da anneler kadar detaylı sorular soruyorlar…

Program başlarken önce Duygu konuşuyor…

dsc_0253

İlk konuk konuşmacı Fatma Coşar; Tuğba sahneye davet ediyor Fatma Hanım’ı… Soru: Doğuma hazırlık eğitimlerine neden katılmalıyız? Tabii ben de başlıyor sorular. Kafamdaki sorular; sunumdaki sorular aslında… Doğum ağrısı kötü mü? Ağrısız olabilir mi? Suyum gelse hastaneye kadar doğurur muyum? Sezaryan nasıl bir seçim acaba? Lamaze doğum uygulamalarından bahsediyor Fatma Hanım. Daha da enteresanı doğuma hazırlık eğitim grubu eğitim almayan gruptan yaklaşık 4 saat kısa sürede doğum yapıyormuş; hatta hazırlık sınıfına katılanların doğum sonrası emzirmede daha başarılı oldukları biliniyormuş. Sonra; Pınar Mallı’nın sırası geliyor ve ben de ilk kez dinliyorum Geb-be Pınar’ı… Anlattığı “hypnobirthing” kısmı çok çok ilgimi çekiyor… Annenin duygusu; kendini bulması üzerine; korkularından endişelerinden sıyrılması üzerine… Sanırım geri dönsem doğumlarıma; denerdim hypnobirthing’i… Pınar Mallı sonrasında Begüm Kodalak Bilir; Bebeğin Ruhsal Doğumu ve Gelişimi’nden bahsediyor. Anne bebek ilişkisinin anne karnında başladığının altını çiziyor bir kere daha… Annenin kaygı düzeyinin ne kadar önemli olduğunu anlıyorum bir kere daha… Çünkü aslında anne şekillendiriyormuş her şeyi. Ve sonra bence herkesin merakla beklediği Yeşim Varol Şen Doğum Sonrası başımızdan geçenleri bir kere daha anlatıyor…

İlk bölümden aklımda kalanlar şunlar:

  • Doğum öncesi kendini tanımalı; ne istediğini bilmelisin.
  • Doğum doktorunla paralel düşünmen şahane olur.
  • Doğum sonrasında ten teması çok önemlidir.
  • Bebek anne ilişkisi anne karnında başlar.
  • Annenin/ anne adayının kaygı düzeyi önemlidir; hem doğumda hem hamilelik sürecinde…
  • Hiçbir şey çözümsüz değildir; yeter ki farkında olalım.
  • Herkes aynı süreçlerden geçer; farklı seviyelerde de olsa bebekle gelen yaşamın zorluğunu deneyimler.
  • Doğum sonrası anne kendine özen göstermeli; kendini sevmeli; etraftaki herkes de destek olmalıJ

dsc_0271

 

 

 

İkinci bölüm; daha çok annelere (gebelerden ziyade) hitap ediyordu. Sevgili Hocamız Ayça Vitrinel; tek tek tane tane anlatıyor çocukluk dönemini. Büyüme hızı sabit değilmiş; başlangıçta hızlı başlarmış; sonra yavaşlar ve dururmuş. Büyüme önemli bir göstergeymiş sağlam çocuk için. Taramalardan bahsediyor… Görme, duyma, demir eksikliği ve daha pek çok taramadan bahsediyor Hocam. En çok aklımda kalanlar, uykuyla da ilgisi olduğu için olsa gerek demir ile ilgili olan kısımlar… Demir depoları; zamanında doğanlarda 4-6 ay yeterli imiş. 12. Aydan önce inek sütü alanlarda veya 6 aydan uzun süreli anne sütü ile beslenenlerde; 6. Aydan sonra demir bakımından zengin gıdalara özen gösterilmez ise; demir eksikliği olabilirmiş. Diğer ilgimi çeken bilgilerden biri de 3 yaştan itibaren kan basıncının ölçülmesi gerektiği. Çocuklarda tansiyon ölçmek gerekebileceği hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Ayça Hoca; uyku ve kundaktan da bahsediyor. Kundak Türk tipi değil; ayakları serbest kundak olacak; aksi durumda kalçada problem olabilirmiş… Bir kere daha hatırlatmış olalım.

Sonra Canan Yıldırım çıkıyor ve beyin gelişimini anlatıyor. Beyin gelişimi yaşam boyu devam ediyormuş ama en hızlı gelişim ise 0-3 yaş; gelişimin %80’i bu dönemde tamamlanıyormuş. Nöromotor gelişim basamaklarını anlatıyor Canan Hoca: Her ay gurubunda neler beklendiğini ve de nasıl desteklenebileceğini. Ve diyor ki: çocuk taklit ve oyun ile öğrenir.

dsc_0316

Sırada Pedagog ve Klinik Psikolog Sevil Yavuz var. Bebeğin anlamlandıramadığı her şey travmatik olabilirmiş ve bebekler her şeyi kaydederlermiş. Güvenli bağlanmadan bahsediyor. Tek bir bakıcı olmasının öneminden ve de kaliteli zaman geçirmenin altını çiziyor. Uykunun beyin gelişimi için de önemli olduğunu belirtiyor ve de uyku eğitimi değil uyku düzeni diyor.

Son olarak da Yrd Doç. Dr. Sema Karakelle çıkıyor ve “Bebeklerin Zihinsel Gelişimi: Bebeğim üstün zekalı olabilir mi?” konulu sunumunu yapıyor… Etkileşimden bahsediyor; televizyonun da paylaşım olduğu durumda bunun bir parçası olabileceğinden bahsediyor. Çocuğun hareketleri ve duyuları bütünleştirmesi önemlidir. Aklımda kalan cümlelerden biri de bebeklerin de kafalarına göre takılmak isteyebilecekleri. Bunu hiç düşünmemiştim; aklımın bir köşesine yazıyorum…

İkinci bölümden aklımda kalanlar:

  • Türk tipi değil; ayaklar serbest kundak yapılabilir…
  • Uyku beyin gelişimi için önemlidir…
  • Beyin gelişiminin %80’i ilk 3 yılda gerçekleşir.
  • Çocuk taklit ve oyunla öğrenir.
  • Çocuğunuza 2 hatta 3 yaşına kadar IPAD, TV vs. izlettirmeyin.
  • Güveni bağlanma önemlidir. Tek bakıcı önemlidir…

Daha pek çok şey konuşuldu elbette… Ama hepsini dinleyebilmek için bir dahakine gelmeniz gerekecek…

Sevgiyle;

Asu

dsc_0267

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz...

Bir bilene danışmak iyidir…

Yasemin’i kendi odasına ayırmaya karar verdiğimizde sanırım 10 aylık kadardı. Aslında hiçbir zaman zor bir …

Oğlumuzun ağlamasını asla ve asla istemiyorduk

Uras’ı ilk 4 ay babası dışında kimselere emanet edemedim, emerek ya da pusette açık havada uyuyordu sadece. …

Oya Der ki: Anneyim Yüz Kaplan Gücündeyim…

Oya’nın eşinden Oya’yı ilk duyduğumda; Oya karnı burnunda Yüksek Lisans eğitimini tamamlamaya çalışıyordu; …