Blog

Uyuyan bebekler, mutlu hayatlar.

Oynasın ki Büyüsün – Çocuk Gelişiminde Oyunun Önemi

Sağlıklı, normal, sorunlu, patolojik çocuklarla uzun yıllar çalışmalarım neticesinde onların dünyasına az buçuk onların gözüyle bakabilme imkanım oldu. Hafızamız çocukluk yıllarındaki yaşantılarımızı ve hissettiklerimizi bize unutturmamış olsaydı oyun oynayan çocuğa bakış açımız büyük ölçüde değişir en az onlar kadar oyun işini ciddiye alırdık.
Oyunun insan hayatındaki değerini araştıran çok fazla çalışma yapılmış. Bu çalışmaların neticesinde oyunun çocuk için ne derece yararlı bir alan olduğundan, çocuğun ruhsal dünyasına aldığı yaraların tedavisinde kullanılmasına kadar birçok bilgi elde edilmiş. Çocuğun her türlü gereksinimini giderebilen, çevresiyle uyumunu kolaylaştıran oyun, aynı zamanda çocuğun duygu ve düşüncelerini yansıtma aracıdır da.

Oyun çocuk için çok eğlenceli bir iştir. Pek çok çocuk kolay kolay oyun oynamayı bırakıp başka bir etkinliğe geçmek istemez. Oyun çocuğa verdiği hazzın yanında onu hayata hazırlar. Yetişkin olduğunda yaşayacağı hayal kırıklıkları, kayıpları, öfke, sevinç, olumlu veya olumsuz diğer tüm duyguları oyun oynarken ilk defa göğüsler. Tüm bunlar olurken çocuk, ailesinin yanında kendi güvenli ortamındadır.

Çocuk oyun işini son derece ciddiye almaktadır. Aynı ciddiyeti diğerlerinden de bekler. Kültürümüze yerleşmiş, basit bir olay anlamında kullanılan “çocuk oyuncağı” deyimi, oyunun çocuk için anlamı düşünüldüğün de çok da yerli yerinde sayılmaz. Yetişkinler dünyasında çok fazla yeri olmayan oyun, çocuklar için en önemli iştir. Bu nedenle ailelerin üzerine düşen, görev çocuğa en önemli işini gerçekleştireceği oyunu oynamaları için sağlıklı ortamlar hazırlamaktır.

Ebeveynler çocuklarıyla nasıl ve ne kadar oyun oynamaları gerektiğini bilemediklerinden yakınırlar. Bazı anne babalar çocukların oyununa çok fazla, bazıları da hiç katılmak istemez. Doğru yaklaşım; çocuk, ebeveynini oyuna davet etmişse oyununa katılarak, oyunu çocuğun yönlendirmesine izin vermesidir. Çocukla oynayan ebeveynin, çocuğun, oyun oynarken hissettiği duyguları çocuğa yansıtarak ara sıra geri bildirimde bulunması, anlaşıldığını düşünen çocuğa iyi gelir. Çocuğun hayal dünyasıyla gerçek dünya arasında köprü vazifesi olan oyunun ayrılmaz parçası oyuncaklardır. Neyi, nasıl, ne şekilde ve nerede yapacağını öğreten oyuncaklar, bu konuda onlara yol gösterir.

Seçtiği oyuncakların çoğu kez çocuk için bir anlamı vardır. Oyuncak bebeğini oyun hamurlarının içine sokuşturarak üstünü kapatmaya çalışan bir çocuk, anne veya babasına olan öfkesini bu yolla su yüzüne çıkartıyor olabilir. Ya da oyuncak ayısını yerden yere vuran bir çocuk yeni doğmuş kardeşine olan duygularını bu yolla dışa vuruyor olabilir. Bu açıdan bakıldığında Çocuğun seçtiği oyuncaklara ve oynama şekline karışmak çok doğru değildir ancak oyuncak seçerken dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır.

Öncelikle seçeceğimiz oyuncaklar çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olmalıdır. Çocuğun hayal gücünü sınırlayacak özellikte pilli ya da elektronik oyuncaklar yerine doğal materyallerden yapılmış (ahşap, bez, kil, peluş vb.) oyuncaklar tercih edilmelidir. Oyuncak seçimi yapılırken kız erkek ayrımı yapılmamalıdır. Erkek çocukların bebeklerle, kız çocuklarının arabalarla oynamasında hiçbir sakınca yoktur.

Önemli konulardan biri de evde bulunan oyuncakların sayısıdır. Özellikle çalışan anne babaların sıklıkla yaptığı hatalardan biri çocuklara gereğinden fazla oyuncak almaktır. Çok fazla oyuncak çocuğun doyumsuz olmasına sebebiyet verebilir.

Çocuklarla çalıştığım onca sene içerisinde oyunun çocuk için en az yemek, içmek uyku kadar önemli olduğunu gözlemledim. Oyun oynayan çocuk sağlıklı çocuk demektir. Yine oyun çocuklarda en etkin tedavi yöntemidir. Oyun ve oyuncaklar çoğu zaman uzman pedagog ve psikoterapistler tarafından çocuğu anlamada, psikolojik problemlerin tespit edilmesinde, davranışlarını ve tepkilerini ölçmede etkin bir şekilde kullanılır.

Sevgili Asu Yavuz “Uyusun ki Büyüsün“ diyerek uykunun çocuğun büyümesindeki önemine dikkatimizi çekti.

Onun sloganından yola çıkarak diyorum ki;

“Oynasın ki Büyüsün”
Pedagog Uzm. Klinik Psikolog
Canan KİZİROĞLU BALCI

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz...

Bir bilene danışmak iyidir…

Yasemin’i kendi odasına ayırmaya karar verdiğimizde sanırım 10 aylık kadardı. Aslında hiçbir zaman zor bir …

Oğlumuzun ağlamasını asla ve asla istemiyorduk

Uras’ı ilk 4 ay babası dışında kimselere emanet edemedim, emerek ya da pusette açık havada uyuyordu sadece. …

Oya Der ki: Anneyim Yüz Kaplan Gücündeyim…

Oya’nın eşinden Oya’yı ilk duyduğumda; Oya karnı burnunda Yüksek Lisans eğitimini tamamlamaya çalışıyordu; …